PIT

2015-02-04 00:55:00

          Pıt, pıt, pıt. Çatıdan yerdeki leğene damlayan suyun sesiydi bu. Umut, dışarıda yağan yağmura dikmişti gözlerini. Yağmurun, gökyüzünden yeryüzüne inişinin ne kadar hızlı olduğunu hesapladı. Yağmurun hızına kendini kaptırdığında, hayatının ne hızlı, ne anlamsız, ne boktan bir hayat olduğunu düşündü. Sahi, neden yaşıyorum? Bunca çaba, erdem, adalet, neden? Peki, insanlar bu yalan koşuşturmalar içinde nasıl mutlu olabiliyor? Yeni telefonlar, yeni bilgisayarlar, yeni ayakkabılar, yeni sevgililer... insanları mutlu eden bu yenilikler miydi, yoksa onlara kattıkları anlamlar mı? Kapattı gözlerini, bulutların yanından geçiyordu ki gözlerini açtığında yerin altındaydı. Tekrar kapattı, bulutların yanında uçuyordu. Açtı gözlerini, karanlık bir yeryüzü vardı üzerinde. İnsanlar yürürken üzerinde, Umut koşuyordu. Mutlulukla, heyecanla koşuyordu. Hiçbir şey tüketmediğini görünce daha çok sevindi. Koştu, koştu, koştu. Durdu. Nereye koşuyordu? Tüm sevinci yok oldu. Var olma düşüncesi ilk aklına düştüğünde hüznün tadına vardı. Hüznü bulduğunda mutluluğu aradı. Mutluluk şartlanmışlıklarımızla dayatılanlar mıydı? Mutluluk ne idi? Erdem ne idi? Etrafına baktığında, kimse yoktu. Herkes yukarıdaydı. Karanlığın ötesinden bir ses duydu. Hişt, dedi biri. Umut, ismiyle tanıştı. Hişt. Umut koştu. Hişt. Umut koştu. Umut sesin geldiği yere koştukça, ses daha uzaktan geliyordu. Hayır, kendini bırakmak yoktu. Yorulmak Umut'a göre değildi, koşmalıydı. Daha hızlı. Hişt. Hişt.           - Yakaladım seni.           - Evet.           - Kimsin sen?           - Bilge.           Yağmur yağıy... Devamı

Acıya Ortak Olmak

2014-12-19 16:04:00

        Acı çeken toplumun sesi güzeldir. Çünkü, türküleri yaşamdan aldığı dertlerle yazılmıştır. Çünkü onların kültürleri sözle yaşamış, müzikle hayat bulmuştur. Ezilmeyenler sadece dinler. Ezilenlerin acısına ortak olduğunu iddia ederek. Hayır! Ezilmenin acısına ortak olabilir misiniz? Acıyı sadece yaşarsınız. Birinin parmağı kesildiğinde çektiği acıyı, siz parmağınızı keserek hissedemezsiniz.        Devlet eliyle, yıllarca yakıldı, yıkıldı, talan edildi, tacizlere tecavüzlere karşı geldi. Buradan da anlaşılacağı gibi devlet erkektir. Sınır telleri, devleti erkekleştirir. Erkeklik, öldürür. O zaman, yaşasın mor!        Maraş, Dersim, Amed, Sivas, Serê Kaniyê, Kobane, Çorum, Gezi, Gazi, Malatya, Zilân...        Buraya yazmadığım, aklıma gelmeyen bir çok katliama da tanık olan bu coğrafyadan çıkan ses nasıl kötü olabilir ki? Ve sen, nasıl ortak olabilirsin ölüme?      Devamı

Kırık Kuş

2014-12-18 23:20:00

  http://www.youtube.com/watch?v=a4R6imgCn30   yazılmış öyküleri unutmalı kırık bir kuş yolculuğu anlatır geçmiş ölüler tarlasından kendi yarasıyla o günden beri bir fotoğrafın yası tutulur           Ne çok severim bu satırları. Ölümü hatırlatır bana, hiç unutmadığım ölümü. Ölüm ne tuhaf şey değil mi? İnsan bazen ölmek ister. Yaşadığı tüm sorunlardan kurtulmak ister. Sonra biri çıkar ve der ki, bu sorunları herkes yaşıyor. Yaşıyor ise herkes aynı sorunu/ve yoksa bir çözümü/ öldürelim hepimizi/tek kurşunla!         Kapımı çaldı anne? Çalmadı mı? Bana da öyle gelmişti zaten. Yemeyeyim mi tırnaklarımı? Tırnaklarımı yememin sebebi sensin biliyorsun anne. Bilim der ki, iki-dört yaş aralığında çocuk, içindeki enerjiyi dışarı atamadığından kendi bedeninde bunun acısını çıkartır. Doğru, çok üstüne gittim, ben de inanmıyorum zaten bilime. Ne yapayım? Bir karşılıksız sevda içinde yiyorum tırnaklarımı bir de ölümü hatırladıkça. Hep mi yiyorum? Evet, anne.         Hem kim ister ki, tırnaklarını yiyen, küçük elleri olan ve güçsüz bir insanla birlikte olmayı? Konuşan adam kim anne? Kimse konuşmadı mı? Bana da öyle gelmişti zaten. Ne diyordum? Evet, güç. Güç için paranın miktarıyla doğru orantılı diyorlar, ne diyorsun? Ben öyle düşünmüyorum. Bazen, güç, akıl oluyor, zeka oluyor. Hem parasız, hem salak mıyım? Belki de.. Belki-si fazla mı? Ağlayan insan da güçsüz müdür? Doğal mıdır, ağlamak?         Ay anne, sen de, ilahi... Doğa, korudukça ilmiğin boynumuza geçmesi değil mi? Kim bunlar ... Devamı

Vasiyet

2014-12-15 15:04:00

                Ne toplumun istediklerine uydum, ne de dinin. Bu yüzden ölüm dediğiniz şey benim için bedenin yok olması değil. Hiç olmadı.                   Bu yüzden, sahnede bekletin cenazemi bir süre. Alkışlayın, bol bol... Nasıl olsa alkışın başarıyla doğru orantılı olmadığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Çok yorulacaksınız ama ne yapayım?                  Tanrıçaya müteakip kaldırın cenazemi. El ele tutuşun hepiniz başucumda. Önce Mohsen Namjoo - Khan Baji eserini çalın, dinleyin. Sonra evinizde Koma Amed - Evare dinlersiniz zaten. Şarabı unutmayın, kırmızı olsun. Şerefime kaldırın, çınlasın bardak sesleri. Ağlaşın dakikalarca... Güzel şeyler söyleyin birbirinize. Sonra aklınıza geleyim bir cümle. Tekrar buluşturun gözlerinizi, bitirmeyin öykülerinizi. Düşmeyin sakın tekrara. Yeni şeyler üretin ki bitmeyen bağlar oluşsun yüreklere giden yollarda. Terk etmeyin birbirinizi, bilirim, acıdır. Acıtır yüreği, göz göre göre yokluğu düşünmek. Varlığından habersizmiş gibi yaşamak. Acıtır yüreği.                 Bakmayın benim gittiğime. Siz, Turgut'la göğe bakın, Cemal'le iki çay söyleyin birbirinize. Son paranızı paylaşın ki fakirliği öğrenin. Çok paranız olduğunda hunharca harcayın ki, hayatın kısa, kuşların uçtuğunu bilin. Yatırın bütün paranızı alkole, müslüman çoğulcu toplumlarda işsiz kalmasın TEKEL çalışanları. Hem iki kadehten  sonra daha bir güzel aşık olursunuz birbirinize. Güzel sözcükler iki dubleden sonra, güzel sevişmeler iki kadehten sonra olur... Devamı

En İyisini Sen Bilirsin (!)

2014-10-12 01:33:00

       Bir çok insan yıllarca din elden gidiyor diye öldürüldü bu memlekette. Hepsine bir ad bulundu. Kimi zaman dış güçler, kimi zaman lobiler... Sesini çıkarmadın, sustun. Çorum, Maraş ve Sivas... Bunlar yakın tarihte yaşadıklarımız, bize yaşatılanlar. Evlere işaretler konuldu. Ses çıkarmadın, sustun. İnsanlar Bingöl'de ölümle tehdit edildiler. Kaçtılar, Dersim'e, İstanbul'a... Bilir misin, göçmen sadece ülke sınırları dışında olmuyor bu memlekette. Gezi sürecinde sekiz güzel insanı uğurladık, göremeyeceğimiz yolculuklara. Sesini çıkarmış gibi yaptın. Bir selam verdin.       Bugün savaş var Kobani'de.  Komşunun akrabası var orada, ölümle karşı karşıya. Yine sesini çıkarmıyorsun, susuyorsun. Şehirde insanlar, akrabaları ölmesin diye sokaklara çıktı. Kimi insanlar ise insanlar ölmesin diye... Kimisi hepsini düşünerek sokaklardaydı. Amaç, Kobani'de yaşanan savaşa karşı birazcık haberdar olunabilmesiydi.         Haberlerden izlediklerini bilirsin sen, gezi sürecinde yaşayan sendin. Televizyon kanallarının binalarının önünde yapılan eylemleri en iyi sen bilirsin. Sen orada gaz yerken, televizyonda penguen belgeselleri vardı. Hatırladın mı? Şimdi aynı televizyon kanalları, sokağa çıkan insanları terörist olarak lanse ediyor. Sen değil miydin, iki yıl öncesine kadar çapulcu olan? Ne oldu da bu iki yıl içinde ölen insanlara kayıtsız kalmayı öğrendin? Üzerine atılan gazı geri atmayı öğreten insanlara bu derece sırtını dönmene sebep olan nedir? Eylemde yüzüm görünmesin diye kamerayı ters çevirmeye çalışan sen değil miydin? Çeviremeyince yanındaki arkadaşından destek alan da sendin.  Sadece merakı... Devamı

Parçalanan Bütünün Varlığı Önemsizleşir mi?

2014-10-02 23:18:00

Sinan aşıktı Ali'ye. Ali, sevdalıydı Sinan'a. Normaller (!) düşmandı, Sinan ve Ali'ye.  Ali, öldü. Sinan yalnız kaldı. Normaller(!) yaşadı.  Peki, Ali -ler, hiç ölür mü?  Devamı

Bugün de ölmedim!

2014-09-27 11:31:00

            Sabah saat dörtte telefon çalıyordu. Açtım, gelen ses titrek ve ağlamaklıydı. Ölümün ne zaman geldiği önemli mi? Otuz yaşında ölmekle altmış yaşında ölmek arasında ne fark var? diye art arda sorular soruyordu. Hiç düşünmedim, diyerek telefonu kapattım.            Olaylar yine çığırından çıktı. Düşünmedim mi gerçekten ölmeyi? Düşündüm. Önemi olmayan konulardı bunlar hep. Gözlerimi kapatıp tekrar uykuya daldım.            Bir kadının kahverengi gözlerinde, birilerinin üzerime su döktüklerini gördüm. Birileri hüzünlü surat ifadeleriyle üzerimde su gezdiriyordu. Neyin hüznüydü bu? Niye bu kadar asıktı suratları? Çok zaman geçmedi, insanların omuzlarında buldum kendimi. Cenazeydim. İstediğim bu değildi.  Ölüyüm diye omuzlarda taşınmak isteğim olmadı hiç. Yaşarken bakıp selam vermekten çekinen insanlar taşıyorlardı omuzlarında beni. Amaç kendilerini affettirmek mi, yoksa ben kendimi bir bok sanayım diye miydi bu eylemler, bilmiyorum. Bir ahali saygı içerisindeydi bana. Yaşarken omuz atıp, sinirle giden insanlar, şimdi sadece ölüyüm diye, dokunmaktan çekinen insanlardı. Bitmeyen saygı göstergesi süresince soğuk görünen bir taşın üzerine koydular beni. Ben saatlerce beklerken orada, hakkımdaki konuşmaları dinliyordum bir taraftan. Çok sıkılmıştım. Bir an sohbetin benden çıkıp futbol konusuna geçmesini garipsedim. Sonra insanların birbirleri hakkındaki dedikodularıydı beni en çok üzen. Ne çok insan vardı yaşarken birbirini sevmeyen ve ne çok insan vardı, sevmediği insan ölünce omuzlarına alarak saygı göstere... Devamı

Umudu Severim

2014-09-14 09:32:00

Umudu severim ama Turgut Uyar'ın şu dizelerini daha çok severim;    ... Hızla gelişecek kalbimiz Bir mavilik kalıbında Bir odada, en olağan bir odada En sade, en insanca bir odada Bir kadınla bir erkeğin olduğu bir odada Bir kadınla bir erkeğin, bir kadınla bir erkek olduğu Ellerin ve omuzbaşlarının birbirini bulduğu.  ...   Hızla Gelişecek Kalbimiz / Turgut Uyar Devamı

Tahir ile Zühre

2014-09-13 09:49:00

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil Bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte Yani yürekte Meselâ bir barikatta dövüşerek Meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken Meselâ denerken damarlarında bir serumu Ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil Seversin dünyayı dolu dizgin Ama o bunun farkında değildir Ayrılmak istemezsin dünyadan Ama o senden ayrılacak Yani sen elmayı seviyorsun diye Elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık Yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil   Nazım Hikmet Ran Devamı

Yönetmek mi?

2014-08-20 00:04:00

Çok sevdiğim bir ablamın güzel bir sözü var; "Sen lider olmazsın, seni lider yaparlar." Bazı insanlar seni göğe sığdıramazlar. Sözüm ona içindeki lideri ortaya çıkartırlar. Sen, neye uğradım diyemeden bir bakmışsın ki eline mendili tutturmuşlar. Bir de bakarsın ki halayın başını çekiyorsun!   Bunun için çeşitli manipüle yöntemlerini kullanırlar. Bunlar gerek psikolojik gerekse de fiziksel olarak ortaya çıkar. Elini senin omzuna koyar ve -sen oldun- derler. Sen, aldığın o gazla yola koyulursun. İşler yapmaya çalışırsın. Rakibini alt etmek için elinden gelen her şeyi uygularsın. Yaptığın iş içinde haksızlık  payını sorgulamazsın. Bu yolda hiç endişen olmaz. Çünkü bu endişeleri yok edecek bir cevap her zaman hazırdır, seni o yola sokan insanların beyinlerinde. Önce, sana lider gözüyle bakarlar, yürüdüğün yol için en doğrusu olduğunu söylerler. Kendileri lider olmazlar. Çünkü bu rolü kaldıramazlar. Yapamayacaklarını bilirler ya da yapmamaları gerekenin bu olduğundan emindirler. Sen yönettiğini sandığın süreci sana yönettirirler. Senden emir beklerler. Aslında bu emri sana onlar verdirirler. "Haydi, bize bir emir ver yapalım" derler. Ne haddime demeyi aklından bile geçirmezsin. Önünde emir bekleyen insanlara anında emrini verirsin. Yapabileceği emirleri senden ister ve yaptığında mutluluk gözlerinden akar. Sen de zannedersin ki, durumu çok iyi yönetiyorum. Hayır! Sen iyi yönetmiyorsun. Seni kendi istekleri doğrultusunda iyi  yönlendiriyorlar. Bunun sonu yok. Hep böyle devam edecek. Sen hep kendini bir bok hissedeceksin. Birileri senin iyi bir bok hissetmeni sağlayacak. Hangimizin yönettiğini bilmediğimiz bir tehlikeli oyun içindeyiz. Bu y&u... Devamı

Cenaze Töreni

2014-08-16 03:27:00

       Öğle vaktinde gelen cenaze haberi neticesinde koşarak cenaze evine gittim. Sanki ölümden döndürebileceğim kendimi. Beş, altı kadın ve bir iki erkek evin içerisinde ağlayan annenin başında toplanmış. Ne öldüğünü söylüyorlar anneye ne de ölmediğini.  Soruyor kadın içten ağlamaklı gözlerle, nerede oğlum? Cevap, bilmiyoruz!       Bir süre sonra insanlar toplanıyor. Kalabalıklaşıyor cenaze evi. Kara haberin tez duyumundan olsa gerek, çok zaman almıyor insanların gelişi. Herkes merak etmeye başlıyor cenazeyi! Nerede bu cenaze? Kim var yanında? Cevaplar veriliyor, öğreniliyor. Durum kesinleşiyor. Burada olmak gerek o zaman, deniliyor.     Birbirini uzun zamandır görmeyen insanlar, birbirlerine hal hatır soruyor. Sohbetler başlıyor. Uzun zaman görüşmeyen bu insanlar birbirlerinin ne işle meşgul olduğunu soruyor. Çay içiyorlar bir taraftan. Birileri o sırada cenazenin "sahipliğini" yaptığından mezarlık işleriyle uğraşıyor. Çay içilerek sohbetler devam ediyor. Acıkanlar yemeklerini yemek için evlere misafirliğe gidiyor. Sohbetler arasında şakalar yapılıyor, gülenler oluyor. Bir taraftan cenaze sahibi aile ağlamaya devam ediyor.      Sohbet bir ara cumhurbaşkanlığı seçimlerine geliyor. Sosyal demokrat bir akraba topluluğunda bitmek bilmeyen memleket kurtarma operasyonları başlıyor. Ekmeleddin'den medet umma durumu ise içler acısı... Hele ki askerliğini yapmış sosyal demokrat akrabaların içerisinde sosyalist tarafınızı belirterek Demirtaş'a oy verdiğinizi söylediğiniz an başlıyor yaygara. İşte o an militarizmin dibine kadar sokuyorlar sizi. Başlıyor ortak düşman Amerika davası! Bunu söyleyenler yetmişli yılların has devrimcileri!!!          Militarizm demişken, a... Devamı

Ah, ana, muhalefet!

2014-08-13 05:02:00

                Bugün, Sayın Tarhan açıklama yapıyor. Sözün özü; cumhurbaşkanlığı seçiminde gösterilen adayın MHP ile ortaklaşa bir çalışmanın sonucu olması ve hüsranla neticelendirilmesi sebebiyle CHP Genel Başkanı'nı istifaya davet ediyor.                 Bir bakıma haklı olan Tarhan'ın gerekçelerinden biri de CHP'nin sağ düşünceden bir aday çıkartması kendi ilkelerine karşı çıkmasına sebep olduğudur. Peki, olmasaydı ne olurdu?                 Diyelim ki, altı ok düşüncesine sahip, sosyal demokrat biri aday olarak gösterildi. seçim propagandasını bu düşünce üzerinden ve sosyal demokrasi üzerinden yaptı. Kazanacağına inanır mıydınız?                 Ben inanmazdım! Çünkü,  CHP'nin sorunu, ilkelerini net belirleyememesidir. Zira sosyal demokrat bir partinin bir millet vekili marksist/leninist ise o millet vekilinin kendini ifade edecek yeri olmadığındandır. Üstüne bu millet vekili bir de marksist girdiği partide sosyal demokrat söylemler yürütüyorsa, vay memleketimin haline...                 Tarhan, Demirtaş'ın aldığı %9 luk oy oranını belirterek, bu oranın CHP'nin MHP ile yaptığı ittifak sonucu, CHP tabanından Demirtaş'a oy veren vatandaşlar olduğunu söyledi. E, haklı! Es geçilen ise şu, amacının ne olduğunu bilen, çalışmalarını buna dair yapan ve Türkiye'de sosyalist olduğunu belirten bir çok insan oyunu Demirtaş'a vermiştir. Kazanamayacağını bile bile ama %9 un i&cce... Devamı

İnsanlar ölüyor

2014-06-09 11:12:00

İnsanlar ölüyor.  İnsanlar ölmesin diye insanlar sokağa çıkıyor.  İnsanlar ölmesin diye sokağa çıkan insanlar ölüyor.  İnsanlar ölmesin diye sokağa çıkan insanlar ölmesin diye  insanlar sokağa çıkıyor.  İnsanlar ölüyor.  Ölen; insan! Ölen; Can! Ne kolay söylemesi, ne zor yazması ama n'aparsın ki; insanlar ölüyor!... Devamı

Berkin Elvan

2014-03-12 03:24:00

  "ETHEM" BERKİN ELVAN         Yedi gündür ağlıyor gökyüzü, durmadan, ısrarla... Biliyormuş demek ki, üzülmüş, anlayamadık. Ekmek kadar temiz bir çocuğa üzülüyordu gökyüzü. Kara kaşlı, kara gözlü, dağ gibi yüreği olan Berkin'e üzülüyordu. Uyansaydı, uyandığı gün bayram ilan edilecek bir çocuktu. İsminin başına bir isim daha eklenecek "Ethem Berkin Elvan" olacaktı.          Berkin bugün öldü! Evet, öldü! iki yüz altmış dokuz gün önce, gaz kapsülüyle vuruldu. İki yüz altmış dokuz gün boyunca katiline karşı, faşizme karşı, hırsızlığa karşı ve ölüme karşı direndi! Ama bugün öldü! En kötüsü de ne biliyor musunuz? Katilin yakasına yapışamamak. On beş yaşındaki bir çocuktan ne istedin diyememek. Sebepsizce insan öldürmeyi nereden, kimden öğrendin, diye soramamak. Bu kahrediyor beni.          Şimdi, deri koltuklarında oturan takım elbiseli ağabeyler üzgün olduklarını belirtecekler. Allah'a inandıklarını her seferinde dile getiren o büyük ağabeyler, üzüldüklerini belirtecekler rahmet bile dilemeden.         Ben sizin üzülmenizi istemiyorum. Çünkü siz üzüldükçe birileri ölüyor. Siz rahmet dilemeyin, siz rahmet diledikçe biz çocuklarımızı kaybediyoruz.          Tek isteğimiz var. Ne olursunuz, SUSUN!          #berkinelvanölümsüzdür ... Devamı